Açılış Sayfam Yap   Sık Kullanılanlara Ekle   

   Anasayfa          Künye          Yazar Girişi         Sitene Ekle         Arşiv          Rss Listesi
 

Aşık Ferrahi ,Hayatı,Edebi Kişiliği, Şiirleri - Adana Evrim Gazetesi
   
 Aşık Ferrahi ,Hayatı,Edebi Kişiliği, Şiirleri

Aşık Ferrahi ,Hayatı,Edebi Kişiliği, Şiirleri
 Yazı Boyutu

 Tarih : 27.04.2012 - 23:32:50 


Aşık Ferrahi ,Hayatı,Edebi Kişiliği, Şiirleri



(D.t: 1934 - ölümü 22 Nisan 1969), Ceyhanlı halk şairiFerrahi'nin asıl adı Mehmet Ali Ergattır. Babası Mustafa Ergat 1914–1918 yılları arasında Siirt ili Eruh ilçesi Kiver günümüzdeki ismiyle Çetinkol köyünden göç ederek Adana'nın Ceyhan ilçesi'nin Kurtkulağı Köyü'ne yerleşmiştir.

Babası Mustafa Ergat, Kurtkulağı köyünde ikamet ederken Ceyhandaki zengin bir ağanın dostluğunu kazanmayı başarmış ve onun sayesinde  Ceyhan'da mahalle bekçiliği görevine getirlmiştir. Yine bu ağanın arabuluculuğu sayesinde Ceyhan'ın Kıvrıklı köyünden Emine adlı bir kızla evlenmiş Ferrahi işte bu evlilikten dünyaya gelmiştir.

Ölümünden sonra Kıvrıklı köyünde Ferrahi'nin anısına şenlikler düzenlenmesinin sebebi de annesinin Kıvrıklı köyünden olması ve hayatının önemli bir bölümünü bu köyde ve dayısının yanında geçirmiş olmasındandır. Mustafa Ergat ve Emine'nin evliliğinden doğan Ferrahi 1934’ yılında dünyaya gelmiştir.

Babası Mustafa Ergat , aynı ağanın destekleri sayesinde Ceyhan'ın tütün kolcusu olmuş ünü çevreye yayılmaya başlamıştır. Babası, Kolculuk görevi esnasında büyük yardımlarını gördüğü Ceyhanlı ağa'nın aleyhine tütün kaçakcılığı ,le ilgili bir ihbarda bulunması neticesinde Ceyhanlı Ağa'nın adamları tarafından yediği feci  bir dayak sonucu aklını oynatır. Ceyhan'ı terk eden Ferrahi'nin babası  Ceyhan'a bir daha  dönmez. ( Halil Atılgan, http://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi ) Babasının ortadan kaybolmasından çok kısa bir süre sonra annesini de kaybeden Mehmet Ali ve kız kardeşini, dayısı Osman Metin himayesine alarak sahip çıkmaya başlar.

Bir ara dayısının yanından ayrılarak( Âşık Ferrahi) Mehmet Ali,) bir köylüye besleme olarak verilir ve çobanlık yapar. Köyün sığırlarını güderek, traktör sürerek ekmeğini kazanmaya çalışır. ( Halil Atılgan, http://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi)

Çobanlık yapıp köylülerin işlerini görürken boş kaldığı vakitlerde kendi kendine okumayı ve yazmayı öğrenmeyi başarmış, ünlü ozanların şiirlerini okumaya başlamıştır. Söylencelere göre on iki yaşında rüyasında bade içmiş, ırgatlık, çobanlık yaparken kullandığı değneği saz gibi kullanarak şiirler yazmaya başlamıştır. Bu açıdan Ferrahi'yi " Badeli Âşıklar kategorisinde bir ozanımız olarak değerlendirmemiz gerekir.

Âşık Ferrahi mahlasını da bu rüya sonucu kullanmaya başladığı söylenmektedir. Bade içtiğinde Emine adlı bir kıza 'aşık " olduğu söylenmektedir. Daha sonra evlendiğinde doğan kızının adını da bu yüzden "Emine " koyacak ve onunla birlikte girdiği yarışmalarda Ferrahi çalacak kızı Emine söyleyecek ve birincilikler alacaklardır.

Ferrahi'nin 12 yaşındayken bade içme sonrasında söylemeye başladığı İlk şiirlerini ''Mahsun Çocuk'' adını verdiği bir defterde topladığı söylenmektedir. Fakat ne yazık ki, bu defter günümüze kadar ulaşamaz. ( Halil Atılgan, http://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi)

Âşık Ferrahi 1954 yılında İstanbul, Ayazağa ve Zeytinburnu Süvari Bölüğü'nde askerliğe başlamıştır. Ancak askerliği sırasında tüberküloz hastalığına yakalanır. Hava değişimi için köyüne gönderilir. Fakat iyileşemediğinden dolayı askerlik görevine bir daha geri dönemez. Üstelik bu hastalık gırtlağını da zedeleyecek, sesinin de kesilmesine sebep olacaktır.

Verem'e yakalanması Ferrahi'nin hayatını alt üst etmiş, dayısı, çocuklarını bu bulaşıcı hastalıktan korumak için, Ferrahi'yi evinden uzaklaştırmıştır.( Halil Atılgan, turkuler. com/ozan/ asikferrahi) Ferrahi köyünü de terk ederek, Ceyhan'a yerleşir. Bir müddet Ceyhan'da bir çiftlikte çalışmaya ve şiirler yazmaya başlar. Bir ortamda tanışmış olduğu Kayserili Ömer Usta' ondaki beceriyi görünce ona bir saz hediye etmiştir. Ferrahi, bu yadigâr ettiği sazı ile Ceyhan’daki Şevket Eser'in saz evinde ''Gam yapmasını'' ve düzgün olarak saz çalmayı öğrenmiştir.

Ferrahi, ''Âşıklar Meydanı'' şölen ve törenlere çıkmaya başlayınca şöhreti de yayılmaya başlar. Bu esnalarda yanında çalıştığı çiftlik ağasının kızı " Emine'ye " âşık olur. Fakat ağa, kızını Ferrahi'ye vermeyecektir. ( Ahmet Günday, Bağlama Metodu Notaları ile Halk Türküleri ve Türkü Hikayeleri, Nisan 1977 )

Adana'nın Kürkçüler Köyü'nde tanıştığı akrabadan bir kıza gönül vererek 1959'da evlenir. Sırasıyla biri kız, ikisi erkek üç çocuğu olur. Kızına anasının adını (Emine), ikinci çocuğuna babasının adını (Mustafa), son çocuğuna ise, Konya Aşıklar Bayramı'nda tanıştığı Fevzi Halıcı'nın isteği üzerine, Mevlana'nın Türbesi yakınında mezarı bulunan Konya'lı şair Şem'in ( HalilAtılgan,turkuler. com/ozan/ asikferrahi) adını verir. Ferrahi'nin hem annesinin hem uğruna bade içtiği sevgilisinin hem de kızının adının "Emine " olması hayli düşündürücüdür. Annesi Emine'yi babasının delirip ortadan kaybolmasının hemen ardından- daha yedi sekiz yaşlarında- kaybeden Ferrahi'nin annesinin adını; hem hayali sevgilisinin, hem sevip de alamadığı kızın, hem de kızının adı olarak yaşatması ilgi çekici bir durumdur. Ferrahi'nin yaşantısında "Emine" adının çok önemli bir yeri olacaktır.

1960–1961 yıllan arasında dayısından kalan 35 dönümlük tarlasını satarak Kıvrıklı Köyü'nden Adana'ya göçerek Sinanpaşa Mahallesi Kışla Caddesinde bir saz evi açar. Burada saz dersleri vermeye bir yandan da plak satarak geçimini sağlamaya başlar. Bu sıralarda hayattaki en önemli varlığı olan sesini de yitirmiştir. Bu vakitten sonra Ferrahi'nin kızı Emine’yi erken yaşta okuryazar yetiştirterek ona türkü okumayı öğretmeye başlar. Emine, Ferrahi’nin sesi olmaya başlamış, Ferrahi çalıp Emine söylemeye başlamıştır. Emine sadece babasının değil dağarcığında olan yaklaşık 150 türküyü de söylemeye başlayacaktır. (Ahmet Günday, Bağlama Metodu Notaları ile Halk Türküleri ve Türkü Hikâyeleri, Nisan 1977 ) Kızı Emine ile Ferrahi artık ayrılmaz bir ikili olmuş, radyodan radyoya, programdan programa birlikte gider gelir olmuşlardır.

Çalışmaları Adana Radyosu İzmir ve İstanbul Radyolarında programlarına konu olmaya türküleri bu radyolarda söylenmeye ve bu radyolarda programlar yapmaya başlar. Yaptığı programlarda okuduğu ''Ela gözlü nazlı yari'', ''Ah neyleyim gönül senin elinden'' ve ''Hasta gönlüm divanedir durmuyor'' türküleri çok popüler olur.

1967 yılında II. Konya Âşıklar Bayramı'nda kendisinin çalıp kızı Emine Ergat'ın okuduğu Ela gözlü nazlı yâri türküsüyle, türkü dalında birinci olarak Mihri Hatun, 1968'de ise yine kızıyla beraber türkü dalında Köroğlu birincilik ödülünü almıştır.

Bu beraberlik alır götürür onları, ilden ile dilden dile ve 1967'de ikincisi yapılan Konya Âşıklar Bayramı'na. Kendisinin çalıp kızının okuduğu ''Ela gözlü nazlı yâri'' türküsüyle türkü dalında birinci olarak Mihri Hatun, 1968'de ise yine kızıyla beraber türkü dalında Köroğlu birincilik ödülünü almaya hak kazanırlar.

Bu birincilikleri onun şöhretini daha da arttırmıştır. Fakat Ferrahi'nin bu buruk mutluluğu 1969 senesinin 22 Nisan'ında son bulacaktır.

EDEBİ KİŞİLİĞİ

Ferrahi’nin 1955 li yıllara kadar yazdığı şiirlerini not ettiği defteri olan " Mahsun Çocuk " adlı şiir defterinin kaybolmuş olması, hem kendisi, hem de halk edebiyatımız açısından önemli bir kayıptır. Ferrahi'nin yaşamı zaten kaybolmuş bir yaşamdır. "Uğrak yeri " olarak gördüğü hayatındaki kayıplar Ferrahi'nin çok erken yaşta ölümü kadar hüzün vericidir. Daha yedi yaşındayken anne ve babasını kaybetmiş, onun yanında besleme, çoban, ırgat olarak çalışmış, verem hastalığına askerdeyken yakalanmış, bu yüzden dayısının yanından da uzaklaşmak zorunda kalmış, otuz yaşında sesini, daha 35 yaşındayken de yaşamını yitirmiştir. Bu hazin hayatın öyküsü şiirlerine de yansır.

Neler geldi girdi benim düşüme

Felek bu dertleri taktı peşime

Bir yazı yazın ki mezar taşıma

Ferrahi dünyada gülmemiş deyin

Okumayı kendi kendine öğrenmiş olmasına belli bir eğitimi ve felsefi birikimi olmamış olmasına rağmen bazı dizelerinde ilgi çekici bir tefekkür zenginliği bulunur. Acılar ve kayıplarla dolu bir yaşam onu hayat hakkında derinlemesine düşüncelere sevk ettiğini gösterir.

Ferrahi bir uğrak verdik dünyaya

Bazı atlı gezdik bazı da yaya

Elveda etmeye helallaşmaya

Sabah sabah hoş geldiniz haneme

Dünyayı bir " uğrak yeri " olarak görmesi, bu hayata gelmeden önce başka bir yaşam formunda yaşandığı ( ruh göçü, tenasüh veya hulûl ) düşüncesi içinde olduğunu sezdirtmektedir.

Hayatındaki acılar, çektiği verem hastalığı, daha otuz yaşındayken kısılan sesi, bedenindeki ve ruhundaki derin yaralar kaçınılmaz olarak şiirlere de akseder.

Der Ferrahi takat kalmadı bende
Her türlü yareler açıldı tende
Yarab bu derdimin dermanı sende
Bu derdime çare çare Allah'ım
.............

Der Ferrahi kime diyem halimi
Konuşurken sakat ettin dilimi
Yara açtın göğsüme büktün belimi
Vücudumu delik delik eyledin

Şiirlerinde oldukça ibretlik ve çileli yaşamından edindiği tecrübeler nasihat olup dökülür.

Münafık kişinin peşine gitme
Zikriyle dünyada günaha batma
Aldanıp şeytana kov gıybet etme
Kötülüğü baştan at dedim gönül
( Prof. Dr. Erman Artun,Günümüz Adana Âşıklık Geleneğinde Nasihat,turkoloji.cu. edu. tr/CUKUROVA/makaleler/15.php)

Ferrahi'nin belli bir eğitim almadığı halde allah vergisi bir yeteneğe sahip olduğunu düşündürten pek çok özelliği vardır. onu yetiştiren belli bir ustasının da olmadığı halde dağda bayırda okumayı kendi kendine söküp, aşık şiiri kurallarını, kafiye, redif, ölçü ve söyleyiş üstünlüğünü kazanması oldukça şaşırtıcıdır. Şiirlerinde teknik kusurlara rastlanılmayan Ferrahi'nin bütün bunları kendi kendine sezinlemesi ve kusursuz olarak uygulaması oldukça düşündürücüdür.

Elimizde olan şiirleri hemen hiç bir usta ozanın etkisinde kalmadan ve tamamen kendine özgü bir söyleyiş stili geliştirmiş olduğunu göstermektedir. Şiirlerindeki deyiş, düşünüş, söyleyiş, ritim, kafiye ve eda tamamıyla kendisine has bir nitelik göstermektedir. Redifleri de özgün olan şairin şiirlerinde kendine has bir konu ve tema dünyası vardır. Bu denli özgünlüğüne rağmen bazı şiirlerinde Karacaoğlan’ın edasına, Karacaoğlan'ın kelime seçimlerine ve tercihlerine özendiği de söylenebilir.

Ferrahi'nin çok genç yaşta ölmesinin âşık edebiyatımız açısından çok önemli bir kayıp olduğu ortadadır. Erken yaşta ölümüne rağmen, bu gün bile pek çok türküsü dillerden düşmeyen bir halk ozanımızdır.

Ferrahi'nin ölümünden sonra adının yaşatılması için KIVRIKLI Köyünden Miktad(Mitat) TURAN'ın da katkılarıyla 1989 yılında Âşık Ferrahi şenlikleri düzenlenmeye başlanmıştır. 1989 yılından beri her yıl Âşık Ferrahi’ yi anma şenlikleri yapılmaktadır.

Yaşamı ve şiirleri üzerine 1961–1997 yılları arasında çeşitli araştırmacılar tarafından, Ceyhanlı Halk Şairi Ferrahi’nin Seçme Şiirleri», »Ceyhanlı Âşık Ferrahi’nin Öğütleri ve Milli Şiirleri«, »Dost Gülleri-Âşık Ferrahi’den Deyişler« ve ölümünden sonra »Âşık Ferrahi, Şiir ve Türkülerinden Bir Demet» ve »Ceyhanlı Âşık Ferrahi« adlı kitaplar yayımlanmıştır.



FAYDALANILAN ESERLER

Halil Atılgan, http://www.turkuler.com/ozan/asikferrahi
Prof. Dr. Erman Artun,Günümüz Adana Âşıklık Geleneğinde Nasihat,turkoloji.cu.edu.tr/CUKUROVA/makaleler/15.php
Ahmet Günday,Bağlama Metodu Notaları ile Halk Türküleri ve Türkü Hikayeleri, Nisan !977
ŞİİRLERİNDEN SEÇMELER

Lale Sümbül Bağına


Lale sümbül bağına
Çıksam yarin dağına
Melhemi bende bende
Sürsem yürek dağına (Vay beni)

Haydi naylem gel beri
Çok severim ben seni

Yarim göl olmuş kokar
Göğsüne güller takar
Ben naylemi almazsam
Ölsem de gözüm bahar

Haydi naylem gel beri
Çok severim ben seni

Der Ferrahi neyleyim
Dilim durmaz söyleyim
Göğsün Tekir yaylası
Ben orada yaylayım

Haydi naylem gel beri
Çok severim ben seni


Aşık Ferrahi - Ela Gözlü Nazlı Yari


Ela gözlü nazlı yari
Görem dedim göremedim
Boş kalmıştır kavil yeri
Varam dedim varamadım

Gönlümün gülü nerede
Engeller durmaz arada
Emine'yle ben murada
Erem dedim eremedim

Şeker kaymak tatlı dili
Kınalamış nazik eli
Koynundaki gonca gülü
Derem dedim deremedim

Şahinim yok çıkam ava
Ne yaptımsa aldım hava
Kuşlar gibi ben bir yuva
Kuram dedim kuramadım

Gel derdini bana anlat
Ben kimlere edem minnet
Dediler ki bağın cennet
Girem dedim giremedim

Mehmet Ali asıl adım
Ferrahi'yi pirle kodum
Gurbet elden dönem dedim
Duram dedim duramadım

Arzu da yaktı Kamber'i
N'olur biraz gelsin beri
Feleğin çelik çemberi
Kıram dedim kıramadım

Nazlı yari getirip de
Yanı yana oturup da
Kollarıma yatırıp da
Saram dedim saramadım

Uzak bir menzile vardım
Hem ağladım hemi durdum
Karışık bir rüya gördüm
Yoram dedim yoramadım

Yükün aldı yine kervan
Gönül sen de boşa kıvran
Emine'yle dem-i devran
Sürem dedim süremedim

Aşık Ferrahi - Bu Dünyayı Baştan Başa


Bu dünyayı baştan başa
Gezem dedim gezemedim
Başım vurdum taştan taşa
Ezem dedim ezemedim

Dünya serbest serin imiş
Hakikat yar şirin imiş
Aşk ummanı derin imiş
Yüzem dedim yüzemedim

Gözümden döküldü ferler
Aşık olan deli derler
Çözülmüyor gizli sırlar
Çözetn dedim çözemedim

Tuttum onun yalanını
Eder birgün talanını
Yalan dünya planını
Çizem dedim çizemedim

Yarla kurdum pazarımı
Kayıp ettim hezarımı
Der Ferrahi mezarımı
Kazam dedim kazamadım

Ben Oldum (Yarab Bilmem)


Yarab bilmem nedir benim çektiğim
Dert elem içinde yanan ben oldum
Huzuruna geçip dizim çöktüğüm
Akılsız Mecnun'a dönen ben oldum

Mevlam beni verdin dillerden dile
Çevirdin yönümü şu gurbet ele
Yarin bahçesinde konarken güle
Virane yerlere konan ben oldum

Bu sonsuz hayatın sonu ne olur
Nere gitsem elem hep beni bulur
Halime acısan Allahım n'olur
Aşkın deryasına inen ben oldum

Yazılmış günahım sütun sütuna
Yüzüm kara nasıl gelem katına
Aşkın çok süratli eşkin atına
Tereddüt etmeden binen ben oldum

Der Ferrahi yarab işim düzele
Ağaçlar kurudu döndü gazele
Aldatıcı bir vefasız güzele
Sefil aptal gibi kanan ben oldum

Ah Neyleyim Gönül Gönül Senin Elinden


Ah neyleyim gönül gönül senin elinden
Her zaman ağladım gülemem gayri
Ben bıktım usandım elin dilinden
Terk ettim sılayı dönemem gayrı

Gönül ben sırrına eremedim ki
Gonca gonca güller deremedim ki
Kaybeyledim dostu göremedim ki
Aylar yıllar geçse göremem gayri

Ey Ferrahi yandım yar ateşine
Neler gelip geçer garip başına
Ağlayarak gelin mezar taşıma
uyanıp da sana gülemem gayri.
 


 Editör :  Halise TEKBAŞ

 
1 2 3 4 5   Bu Habere Toplam 22 Puan Verildi
 Kaynak :  Adana Evrim Gazetesi

 Kategori  Kültür-Edebiyat

1532 Kişi Tarafından Okundu.

Yorum ( 0 )   

Kayıtlı Yorum Bulunmuyor.

 

 Bu Kateoriye Ait Diğer Başlıklar

 
 
 

 

 Köşe Yazıları

Halise Tekbaş

Halise Tekbaş ¬
DUYGULARIMIZI ANLATMAKTA ZORLANIRIZ

Malik Tekbaş

Malik Tekbaş ¬
IRAK VE ŞAM İSLAM DEVLETİ

Şeref Kocakaya

Şeref Kocakaya ¬
TÜRK 'E KARŞI DURMAK

Abidin Güneyli

Abidin Güneyli ¬
BİRİ BANA ANLATSIN
 
 
Bugün için Haber Eklenmedi.
 
 Takvim

Ekim 2014

Pts Sal Çrş Prş Cum Cts Pzr
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 15 16 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29 30 31
 
 Ziyaretçi İstatistikleri
   
 Online : 5
 Bugün : 88
 Dün : 119
 Toplam : 102116
 Ip No : 54.205.253.132
     

 
 Son Haberler
 
 Popüler Haberler
 
 Döviz Bilgileri

  Döviz Alış Satış
  Dolar 2.273 2.2771
  Euro 2.0862 2.1
 
 Hava Durumu



 
 Reklam



PageRank Checker






Güncel Haber | Adana Gündemi | Şiir | Spor | Siyaset | Kültür-Edebiyat | Ekonomi | Sağlık | Son Dakika | Söyleşi | KÜNYE | Gizlilik Politikası


 

   © Copyright - 2007- Adana Evrim Gazetesi - Tüm Hakları Saklıdır. 

Bu sitede

Çilem.Net Haber Yazılımı kullanılmaktadır.